|
İsmet Hoca'ya ‘‘iyi sürücü''
kimdir? diye sorulursa?.
İyi sürücü refleksleriyle değil
“beyniyle” araba
kullanan kişidir. Maalesef Türk
sürücüsü yalnız refleksiyle
otomobil kullanıyor.
Bir sürücünün iyi olup
olmadığını nasıl anlıyorsunuz?
İlk veri direksiyonu tutuş ve
oturuş mesafesi. Direksiyon saat
9'u 10 geçe gibi tutulur. Doğru
oturuş biçimini bulmak için de,
sırtınızı koltuğa dayar ve sağ
bileğinizi direksiyona saat
12.00 gibi uzatırsınız.Sırtınız
koltuğa tam yaslanabiliyorsa
doğru mesafedesiniz.
Yanınızdakinin iyi araba
kullanıp kullanmadığını birkaç
saniyede anlayabilirsiniz. Fren
yaptığında hacı yatmaz gibi öne
arkaya yapışıyorsanız,
virajlarda sağa sola
savruluyorsanız yanınızdaki kişi
otomobil kullanmayı bilmiyor
demektir.
Bu küçük dikkatler gerçekten
hayat kurtaran şeyler mi?
Direksiyonu iki yandan
tutuyorsanız yapacağınız açı en
fazla 20 derecedir. Ya size 23
derece gerekliyse.. Çarptınız
demektir!. Kazaların bir tek
nedeni vardır, sürücü.
Otomobil kendiliğinden sağa sola
savrulmaz, savurtan sürücüdür.
Bakış tekniği çok
önemli.Trafiği,yolu nasıl
tarayacağınızı,nereye
bakacağınızı bilmiyorsanız
işiniz zor..
Türk sürücüsünün en sık yaptığı
hata nedir?
Yıllardır insanlara “otomobil
neyin üstünde gider “ diye
sorup, doğru cevap alamıyorum.
Çok basit: Otomobil lastiklerin
üstünde gider. Peki, lastiğin
içinde ne var ? ”hava!” Yani
neticede havanın üstünde gider.
Lastiğin iyi yol tutması için
ideal ısısına ulaşması lazım.
Dört lastiğin ısısının eşit
olması için de, havalarının aynı
olması gerekir. Yoksa viraja
girdiğinizde ısınan taraf yolu
tatarken, öteki taraf tutmaz.
Savrulursunuz.
Ölmek ve öldürmek istemeyen bir
sürücü başka neye dikkat etmeli?
Otomobilin iyi durup, iyi viraj
alması için ağırlık merkezinin
hep ortada olması lazım..
Aracın dengesini bozmadan
,ağırlık merkezi transferini çok
iyi dengelemek gerekir.Fren
pedalının üstünde ayağa
kalkmamak lazım.Yanlış bilinen
şeylerden biri de “fren
pompalama” tabiri. Ben bunu
şöyle tanımlıyorum; “aman kaza
yapmayayım” deyip basıp, “yok
gidip şuna çarpayım” diye
ayağını kaldırmak...Bu arada
direksiyonu da sağa sola sert
hareketlerle çevirdiniz mi ..
işiniz tamam.!.
Otomobil kaç kilometreden sonra
kontrol edilemez olur?
Bu soruyu şöyle düzelteyim.
60-70 kilometreden sonrasının
şakası yoktur. Küçümseyenlere
sesleniyorum. Ellerinizi
arkanızda kenetleyip koşarak
duvara çarpın suratınızı.
Bakalım ne oluyor?
Trafik kazalarının önlenmesi
için emek harcayan insanlardan
birisiniz. Bir nedeni var mı?
Çok iyi araba kullanabilirim.
Ama ne önemi var? Siz
bilmedikten sonra!… Beni
öldürebilirsiniz.
Trafik kazaları nasıl
durdurulacak sizce?
Tek çözüm var, otomobil sporunun
geliştirilmesi. Medyanın da buna
katkı sağlaması lazım. Hızlı
gitme duygusuna sahip olan
insanı, yapma diyerek
durduramazsanız. Otomobil sporu
gelişirse önlemi alınmış bir
pistte gençler hız duygularını
tatmin ederler. Ama bence tek
çözüm insanların amatör oto
sporlarında eğitilerek
geliştirilmesi.
İsmet Oğlakçı’nın şu
önerilerini unutmayın
Direksiyon başında bir kol
boyu mesafesinde oturun ve saat
9'u 10 geçe gibi tutun. Bu
şekilde otomobil size değil, siz
otomobile hükmedin.
‘‘Otomobil neyin üstünde
gider?'' sorusunu sık sık
çevrenize sorun. Yalnızca
havanın üstünde gittiğinizi
unutmayın.
Lastiğin yolu iyi tutması
ideal ısısına ulaşmasına bağlı.
Dördünün aynı ısıda olması için
de havalarını daima eşit tutun.
Lastik havası konusunda kuşkucu
olun. Hayatınızı benzincideki
gence emanet etmeyin. Bir hava
saati alın ve haftada bir
kendiniz ölçün.
120 kilometre hızla
seyrederken tek bir saniyede tam
35 metre gittiğinizi unutmayın.
Teybe uzanacağınız ya da
gözünüzü kırpabileceğiniz kadar
kısa süren bu bir saniyede yedi
araba parçalayabileceğinizi
bilin.
Ani frende, ağırlığın önde
toplanmasına neden olan yumuşak
amortisörden kaçının.
Pompalayarak frene basmayın.
Frene bloke etmeden, yumuşak ama
kararlı basın.
Sıcak bölgelere giderken
lastiklerinizi bir derece
indirmeyin. Tam tersine fabrika
verilerinden % 10 fazlasını
lastikler soğukken yola
çıkmadan evvel basın.İşte o
zaman lastik aşırı ısınmaz.
Geniş jant ve lastiklerden
kaçının. Kuru havada tamam ama
yağmurda sürtünme
alanı genişlediği için
dezavantajdasınız. Arabanızın
bütün hesaplamalarının orijinal
lastiğe ve yüksekliğe göre
yapıldığını unutmayın.
Gişelerde ve uzun kuyruklarda
önünüzdeki araca çok
yaklaşmayın. Arkanızdaki
duramazsa kaçacak yeriniz olsun.
Öldükten ya da öldürdükten
sonra, ışık yoktu, çukur vardı
ya da beni sıkıştırdı gibi
mazeretlerin işe yaramayacağını
asla aklınızdan çıkarmayın.
“
Kıyametten sonra
tövbe kabul olunmaz.”
Trafikte
“
Pardon!” yoktur! |